Video Haber:
BÜYÜK TÜRKİYE LİDER TÜRKİYE
AK Parti İl Başkanı Osman Zabun, Medyakdeniz’in sorularını yanıtladı. YENİ TÜRKİYE söylemini bizler için ele alan Zabun, röportajında şunlardan bahsetti. 

Medyakdeniz: Yeni Türkiye nedir?

Osman Zabun: Türkiye’nin son yüzyıl içerisinde kat ettiği mesafe ve bu mesafe içerisinde uğramış olduğu bazı baskılar ve zorbalıklar karşısında bir çıkış yolu sürecidir. Türkiye’nin üzerindeki yüklerin bertaraf edilmesi noktasında gerçekleştirilen kalıcı ve tabir yerindeyse geri dönülmez çıtanın ve barajın oluşturulmasıdır. Kurumsal yapının kişiye veya siyasi partilere bağlı olmaktan çıkarıldığı, ülkenin artık bir daha asla geri dönmek ve karşı karşıya kalmak istemeyeceği tabloya dönüşünün engellenmesi sürecidir. AK Parti iktidarı ile birlikte gerçekleştirilen hamlelerle demokratikleşme ve ekonomik anlamda, hak ve özgürlükler anlamında kazanımların arttığı bir süreçtir.

Özellikle son süreç içerisinde Türkiye millet iradesiyle cumhurbaşkanını seçmiştir. Cumhurbaşkanı olarak da AK Parti’nin Genel Başkanı ve Başbakanı’nı Cumhurbaşkanlığı makamına taşımıştır. Akabinde de AK Parti için “kendi içerisinde bir takım handikaplarla karşılaşacak” beklentilerini bertaraf etmiştir. Yeni Türkiye, birlik, beraberlik ve bütünlük içerisinde geleceğe emin adımlarla yürüyeceğini bugünden açık ve net olarak ortaya koyduğu bir sürecin adıdır. 

Bir defa şunu ifade etmek gerekir: Bu süreçte özellikle bir vizyoner olarak Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması, Türkiye’nin ideallerine ulaşması ve Türkiye’nin lider ülke olarak hak ettiği yeri alması açısından önemlidir. Bunun da ötesinde bir başka tanımla ifade edecek olursak, Osmanlı’dan sonra dünyada bozulan adalet terazisinin yeniden tesisi anlamında o vizyoner duruşuyla, o derin analizlere sahip hem teorik anlamda hem pratik anlamda ciddi birikime sahip genel başkanıyla, başbakanıyla artık daha açık denizlere yelken açması anlamına geliyor. 

Medyakdeniz: Yeni dönemde Ak Parti’nin çizgisi nasıl olacak?

Osman Zabun: AK Parti bugüne kadar siyasetini, gücünü, millete dayandırmıştır. Millet iradesi dışında hiçbir şekilde vesayet kurumu, vesayet rejimi, güç odağı tanımamıştır. Gerek iç dinamikler açısından olsun, gerekse uluslararası dinamikler açısından olsun, asla hiçbir vesayet gücüne yaslanmamış, tamamen bu aziz milletin derin ferasetine, algısına, sezgisine itimat etmiş, kendisini bu millete emanet etmiş ve ondan almış olduğu güçle süreçleri takip ettirmiştir. Bu yolu aynı şekilde ve aynı kararlılıkla sürdürecektir. AK Parti’yi salt bir parti olarak değerlendirmek konuyu anlamaktan uzaklaştıracaktır. AK Parti bir hareketin adıdır. Bir takım baskılarla, barajlarla, organizasyonlarla, masa başı operasyonlarla iradesini yönetme erkine egemen kılma noktasında milletin önüne konan setlerin ortadan kaldırılması için mücadele eden ve bu anlamda kendisini bu güne kadar elit gören seçkin zümrenin bertaraf edilmek suretiyle tamamen milletle birlikte yürüyen bir parti olmuştur. Bu anlamda AK Parti’nin siyasi hayata atıldığı tarihten itibaren izlediği seyir, izlediği çizgi bundan farklı bir çizgi değildir. 

Ancak bu yeni dönemde özellikle ben şunu çok önemsiyorum. AK Parti’nin gayretleri ve çabalarıyla cumhurbaşkanının millet tarafından seçilmiş olması ve yeni oluşan süreç içerisinde de AK Parti’nin kendi içerisinden tam bir denge ve muvazene içerisinde istişareye dayalı olarak gerçekleştirmiş olduğu süreç göz önüne alınırsa, bu beklentilerin tamamının boş ve anlamsız beklentiler olduğunu aziz milletimiz görmektedir. AK Parti’nin bu yürüyüşünü algılayamayanlar, AK Parti’yi sığ bir siyasi parti olarak değerlendirenler bu tür ucuz beklentilerin içerisine bu güne kadar girdiler. Ama bunun böyle olmadığını AK Parti gerçekleştirmiş olduğu olağanüstü kongresinde açık ve net olarak ortaya koydu. Bundan sonraki süreçte de asla bu tür şeyler yaşanmayacaktır. AK Parti’nin bir tek muhatabı vardır, o da millettir. AK Parti bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da millet ile bağını güçlendirerek yolculuğuna devam edecektir. AK Parti milletten aldığı desteğini, geride bırakmış olduğu bütün seçimlerde oyunu arttırarak çıkmış olmasının da gösterdiği gibi, bundan sonraki süreç içerisinde de arttırarak almaya devam edecektir. AK Parti’nin yeni süreç içerisinde en önemli hedeflerinden birinin Yeni Türkiye’nin inşası olması da bu bağlamda birlikte değerlendirilebilir. Az önce ifade ettiğim gibi bu ülkede 1921 ve 1924 Anayasası’ndan sonraki bütün anayasa çalışmaları gerek 1961, gerek 1982 Anayasası, gerek 1971 muhtırası arkasında gelen kapsamlı anayasa değişikliklerinde tamamen millet iradesi yerine, bir takım operasyonel anayasa çalışmalarını görüyoruz. Yani cuntacı, baskıcı rejimlerin ve bugün daha iyi anlaşılan bir takım derin operasyonların sonucunda oluşturulan anayasalarla karşı karşıya kalınmıştır. İşte AK Parti’nin önümüzdeki süreçte en önemli hedefi milleti, üzerine yük olan bu darbe anayasası yükünden kurtarıp artık tarihin çöp tenekesine atmaktır. 

2015 seçimlerinde AK Parti’nin hedefi, net olarak ifade etmem gerekirse bu darbe anayasasından bu ülkeyi kurtarmaktır. Anayasasını sivil bir inisiyatifle tamamen milli irade ve milli egemenliğe dayalı bir anlayışla demokratik ve buna bağlı olarak da bu ülkenin önünde ekonomik, refah düzeyinin artması ve hak-özgürlüklerin kalıcı ve muhkem hale gelmesi anlamında daha modern ve bütün ihtiyaçlara cevap verebilecek, fay hatlarını ortadan kaldıracak bir anayasa çalışmasını yapmaktır. 2015 seçimlerinde bu sonucu elde edecek, anayasayı değiştirecek sonucu elde edebilecek bir seçim sürecini daha bugünden başlatmış bulunmaktadır. 

Medyakdeniz: İki seçimde de AK Parti galip çıktı? Bunu nasıl başardı?

Osman Zabun: AK Parti’nin tüm kadrolarında ve teşkilatlarında bütün uzantılarında bütün kademelerinde ve AK Parti’ye gönül veren birçok hemşerimizin, seçmenlerimizin gayretlerinin temelinde yatan az önce ifade etmiş olduğum “Büyük Türkiye”, “Lider Türkiye” ütopyasıdır. Bu partiye gönül veren tüm hemşeri ve vatandaşlarımızın gayret ve fedakârlıklarının altında yatan, bu ülkeyi hak ettiği konuma taşımak suretiyle, tabir yerindeyse, bütün dünyada gerçekleşen birçok zulüm ve adaletsiz uygulamalara son verebilmek için hiçbir beklenti içerisinde olmadan, hiçbir karşılık beklemeden, koltuk sevdasıyla hareket etmeden, maddi anlamda hiçbir çıkar gözetmeksizin, tamamen bunun karşılığını manevi tatmin, huzur ve gönül rahatlığı, tarihe ve millete karşı olan sorumluluğu ve borcu ödemiş olmanın vermiş olduğu rahatlıktır. Dokuz seçimi geride bıraktık ve dokuz seçimde de Türkiye ortalamalarına baktığımızda, bir önceki seçime göre sürekli oyunu arttırdığını görüyoruz. Bu ülkenin kalkınması noktasında engel teşkil eden ve katkı sunmak yerine sürekli AK Parti üzerinden oluşturmaya çalıştıkları kin ve nefret tohumlarını saçarak vatandaşlarımızın kafasında soru işaretleri oluşturan bir muhalefet tarzından söz ediyoruz. Sadece siyasi parti muhalefetinden bahsetmiyorum. Siyasi partilerin dışında da bir takım baskı odaklarının, cunta hareketlerinin, derin yapıların, uluslararası güç odaklarının bu soru işaretlerinin oluşturulmasında çok önemli rol oynadıklarını görüyoruz. Tüm bunlara rağmen, aziz milletimiz AK Parti’nin 12 yıl boyunca ortaya koyduğu performansı görerek, bu soru işaretlerini her seçimde bir miktar kafasından temizleyerek, doğru hareketin AK Parti hareketi olduğunu, bu ülkenin menfaatine olan hareketin AK Parti olduğunu düşünmüştür ve AK Parti oyunu arttırarak ve güçlenerek bu seçimlerden çıkmıştır. Oy artışının altındaki temel sebep AK Parti’nin millete bağlı kalmaya devam etmesidir. 

Medyakdeniz: Yeni Türkiye söyleminin sloganik bir içerikten çıkabilmesi için AK Parti’nin neler yapması gerekir?

Osman Zabun: Bunu 2015 seçimleri öncesi ve sonrası ele almak gerekir. 2015 öncesinin pratikleri tamamen teşkilatımızı daha dinamik, daha heyecanlı, daha kapsamlı, milletin bütün unsurlarına daha açık hale getirmektir. Kendini bu millete adamış aktörlere, siyaset alanını açmak suretiyle 2015 seçimlerine daha güçlü gitmektir. 2015 seçimlerinde de bu anayasayı değiştirebilecek milletvekili sayısının, meclis aritmetiğinin yakalanması gerekir. 2015 sonrası ile ilgili olarak anayasayı değiştirecek, bu milletin ihtiyaçlarına cevap verecek bir meclis oluşturmaktır. Deli gömleği gibi kalan darbe anayasasını kaldırıp çöpe atmaktır. Önümüzdeki süreçte de bütün yasaların temelini ve üst normunu oluşturan anayasayı yeniden dizayn etmektir. 

Türkiye, 12 yıllık iktidarı süresince bu baskı anayasası altında gerek demokratikleşmeyle gerek kalkınmayla ilgili atabileceği adımları ciddi anlamda atmış ve nerdeyse sınırları zorlayarak gerçekleştirmiştir. Yeri gelmiş gerçekleştirmiş olduğu yasal düzenlemeler o anayasasının hegemonik yapısı altında Anayasa Mahkemesi’nin farklı kararları çerçevesinde Anayasa Mahkemesi’nden geri dönmüştür. Bir başka ifadeyle meclis çalışmalarını yürütenler, o anayasanın baskısını sürekli kendi iradesi üzerinde hissetmiştir. 

Bütün bu olumsuzluklara rağmen yapılabilecek demokrasi ve kalkınma hamlelerinin büyük bir çoğunluğu gerçekleştirilmiştir. Türkiye’nin kalkınmada, demokratikleşmede adeta bugüne kadar oluşturmuş olduğu birikimi beşe katlayabilecek hareketi hayata geçirebilmesi için öncelikli mesele, anayasanın değiştirilmesi haline gelmiştir. Buna bağlı olarak da kalkınma noktasında kendisini besleyebilecektir. 2015 seçimlerinde Anayasayı değiştirecek çoğunluğu elde ederek anayasayı değiştirmek gerekmektedir. 

Medyakdeniz: 17 Aralık sürecinin sancıları nelerdir? 

Osman Zabun: Bu süreci bu tarihle sınırlamak meseleyi analiz etmek için yeterli değildir. Türkiye bir yolculuğa çıkmıştır. Türkiye hedefleri olan bir ülkedir. 2002 yılında hedeflerini ortaya koymuş ve gideceği çizgi ve stratejiyi belirlemiş ve bugün yaşamış olduğumuz süreçleri adeta 2002 yılında öngörmüş ona göre kademe kademe onun altyapısını oluşturmuş ve bugün itibariyle içinde bulunmuş olduğumuz atmosferin içerisine girmiştir. Şimdi bugün konuştuklarımızı bugün gerçekleştirdiklerimizi 2002 tarihinde söylemiş veya yapmış olsaydık, AK Parti ile ilgili saldırıların devreye girdiğini görecektik. Ama bu bir tedriciliktir. Bu bir yolculuktur. Bu yolculuk içerisinde ülke üzerindeki baskıları kaldırarak bu mesafeyi kat etmiştir. Türkiye üzerinde hesabı olanlar, kalkınmasını görenler telaşa kapılmış ve gizli tuttukları, el altında tuttukları, kamufle ettikleri bir takım unsurları argümanları son süreçte, son bir buçuk yıl içerisinde devreye sokmuşlardır. Aslında yaşanan sancı bundan başka bir şey değildir. Dönemin Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın BM kürsüsünde yapmış olduğu bir konuşma vardır. İlgilenen arkadaşlarımız mutlaka bu konuşmayı hatırlayacaklardır. BM kürsüsünde yapmış olduğu konuşma bu işin dönüm noktası olmuştur. Türkiye aleyhinde tutum takınanlar açısından “Türkiye iplerini çözüyor, bağlarından kurtuluyor” mesajı alınmıştır. Artık bu saatten sonra Türkiye’yi tutmak zor diyerek Sayın Erdoğan üzerinden nefret tohumları oluşturmak, soru işaretleri oluşturmak, onun üzerinden şaibe algısı oluşturmak suretiyle esasen hedeflenen bu ülkenin ta kendisi olmuştur. 

Periyodik olarak bakarsak, çözüm süreci ile başlayan çok önemli bir adım ve arkasından gelen operasyonel kalkışma, bu kalkışmanın akamete uğraması başarısız kalması ve arkasından Kanal İstanbul, üçüncü Boğaz köprüsü, Marmaray, otoyollar, hızlı tren, savunma sanayindeki gelişmeler ve demokratikleşme sürecini birlikte okumak gerekir. Bu kadar hayati meseleleri devreye sokan bir ülkenin önünü kesmek adına yapılan gezi olayları, onun arkasından yapılan dershane tartışması ve bunun arkasından da başlatılan şekilsel olarak AK Parti’ye benzediği söylenen bir gizli potansiyel devreye sokulmak suretiyle, adeta kendi içinden yıkılması gibi bir hedefin içerisine girilmiştir. Ve burada yargı kullanılmıştır. 

Yıllarca el altından beslenen ve görünmez biçimde desteklenen ihanet yapısı, zamanı geldiği düşüncesiyle bir yolsuzluk operasyonu algısı oluşturarak ve AK Parti’nin önemli aktörlerini yıpratabilmek için devreye sokulmuştur. Bunun üzerinden de parti iktidarını yıpratmak ve bu milletin yürüyüşünü yıpratmak adına aralık operasyonlarının düğmesine basılmıştır. Ama hamdolsun, bu millet o derin ferasetiyle, analiz yeteneğiyle, her ne kadar birileri milleti bidon kafalı, karnını kaşıyan adam, dağdaki çoban olarak değerlendirmiş olsa bile çözümlemelerini yapmıştır. Detay bilgisine sahip olmasa bile bu işte bir yanlışlık var düşüncesiyle bu girişime, 30 Mart Yerel Seçimleri’nde sandığa giderek oyuyla dur demiş ve bu ülkeye gerçekleştirilen saldırının savuşturulmasında önemli bir adım atmıştır. 

Medyakdeniz: Türkiye’de muhalefet nasıl olmalı?

Osman Zabun: Bizim iktidar partisi olarak ıstırabını ve acısını çektiğimiz hadiselerden birisi de, bu ülkenin gerçekten menfaatine olabilecek, kalkınmasına katkıda bulunabilecek bir muhalefetten yoksun kalmış olmasıdır. Biz bunun acısını ciddi şekilde çekiyoruz. Bütün samimiyetimle söylüyorum... Kin ve nefret tohumları ekmek, fay hatlarını derinleştirmek ve bu ülkenin birlik, beraberlik ve kardeşliğine dinamit koymak yerine, bütün modern ülkelerde olduğu gibi perspektifini, geleceğe dair vizyonunu ortaya koyması gerekir. Muhalefet dönse ve kendisini sorgulasa, geride bırakılan 12 yılda 9 seçimde neden karşılık bulamadığını, bu milletle neden bağlantı kuramadığını analiz etse, bu sonuçlara kendisi de ulaşacaktır. Muhalefet böyle olabilse, AK Parti’yi demokratikleşme noktasında bir miktar yetersiz kalmakla eleştirecek, bu ülkenin önündeki anti demokratik uygulamaların kaldırılması noktasında veya kalkınma hamlelerinin gerçekleştirilmesi noktasında yeni öneriler getirebilecektir. Bu tür önerilerle gelmiş olsalar, AK Parti bunlarla hızına bir kat daha hız kazandıracak bir parti.  AK Parti şimdiye kadar salt muhalefetten geldi diye bir karşı duruş sergilemedi. Onların oluşturdukları kaotik ortamı bertaraf etmekle ciddi enerji harcadı. 

AK Parti enerjisini bunlara harcamak yerine, farklı anlamda, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi modern muhalefet tarzına sahip bir muhalefetle yürümüş olsaydı, 12 yılda kat edilen mesafe belki 5 katı olarak karşımıza çıkacaktı. 

Mevcut muhalefet tarzını benimsemiş olan partiler, tabanlarını korumada da zorlanacaklardır. Ya da parti tabanları, üst yönetimi bu çerçeve içerisinde zorlayacaktır. Neticede muhalefetin de bir dönüşüm süreci içerisine gireceğini, kendisini yenileyeceğini, artık onların da bu milletle birlikte siyaset yapma ve milletin hassasiyetlerine uygun siyaset üretme konumuna evrileceğini hem temenni ediyorum, hem de böyle düşünmek istiyorum.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Türkiye'de Anayasa Mahkemesi'ne Bireysel Başvuru...
Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Alparslan Altan, "Türkiye'de olan iyi şeylerden birisi de AHİM'e gitmeden...

Haberi Oku