Video Haber:
Yeninin büyüsüne kapılmadan tartışmak ve böylece iyiyi, güzeli, doğruyu bulmak zorundayız

Yüzüncü Yıl Üniversitesi eski Rektörü ve Büyük Birlik Partisinde bir süre Genel Başkan Yardımcılığı görevi üstlenen Prof. Dr. Seyit Mehmet ŞEN “Yeni Türkiye” konusunda Medyakdeniz’e şunları söyledi:

“YENİ TÜRKİYE

Bazı sözcükler güzel gibi görünseler de, en azından doğru olmayabilirler.

Yeni Türkiye kavramı da böyle…

Yeni, bugünkünden farklı anlamında kullanılarak insanımıza heyecan veriliyor…

Ve insanımız, siyasilerin ve medyanın desteğiyle içi doldurulan Yeni Türkiye kavramını her derde deva gibi bir bekleyişin içine giriyor.

Evet, siyasi iradenin ve medyanın isteği doğrultusunda bir Yeni Türkiye ile tanışacağız da bu Yeni Türkiye eskisinden güzel olacak mı?

Özellikle sayıları son derece az olan aydınlarımızın bu konu üzerinde durması gerekir…

Cumhuriyet Osmanlı düzenine göre Yeni Türkiye sundu insanımıza…

Fakat hiç kimse Cumhuriyetin Yeni Türkiye’sinin Osmanlının Eski Türkiye’sinden daha iyi olduğunu söyleyemez…

Buradan çıkaracağımız asıl doğru, her yeninin daha güzel, daha iyi, daha faydalı olmadığı gerçeğidir.

Bu gerçeği çıkarılan birçok yasada da, imal edilen birçok eşyada da, modern olarak önümüze sürülen birçok oturma mekânında da, hatta park ve şehir düzenlemelerinde de görebiliriz.

Bu bakımdan konuyu yeninin büyüsüne kapılmadan tartışmak ve böylece iyiyi, güzeli, doğruyu bulmak zorundayız.

Yeni Türkiye’nin neler kazandıracağını ortaya koyabilmek için, eski Türkiye’nin ana hatlarıyla ortaya konması gerekir.

Eski Türkiye’nin en büyük özelliği nedir diye soracak olursak!

Vereceğimiz cevap:

Tepeden inmeci oluşu, şeklinde olacaktır.

Evet, Cumhuriyet kurulalı beri sisteme eski Türkiyeciler hâkimdir.

Üstad Necip Fazıl’ın diliyle, taban eline fırsat geçtikçe eski Türkiye’nin çok muhkem surlarından bazı gedikler açmışsa da, hiçbir zaman surda açılan bu gedikler yeni Türkiye sevdalıları için yeterli olmamış ve surdaki burçlar hep eski Türkiyecilerin elinde kalmıştır.

Eski Türkiyecilerin elinde olan bu burçlar nelerdir mi diyorsunuz?

Hemen akla gelenleri sıralayacak olursak, karşımıza şunlar çıkacaktır:

_Cumhurbaşkanlığı burcu…

_Asker burcu…

_Yargı burcu…

_Finans burcu…

_Medya burcu…

_Sanat burcu…

_Üniversite burcu…

_Odalar burcu…

_Bürokrasi burcu…

_İstihbarat burcu…

Evet, bir batı projesi olarak kurulan cumhuri dönemde, devleti yönetenler hiçbir zaman tabana dayanmadılar…

Daha ilk Meclisten itibaren tehditler, Topal Osman benzeri tetikçilerle kelle koparmalar, kurgulanmış isyanlarla katliamlar, istiklal mahkemeleri eliyle hiçbir hukuka dayanmayan idamlar, Meclis koridorlarında milletvekili infazlarıyla sindirilen, nefesi kesilen bir Türkiye…

Bu Türkiye ikinci adam zamanında da aynen devam ettirildi…

Konjonktür gereği demokrasiye geçilmesi ve halkın sesi olan Demokrat partinin daha kuruluşunu tamamlamadan seçime zorlanması ve tam da diktatörlüklere uygun olarak, dünya tarihinde bir benzeri daha görülmeyecek şekilde açık oy-gizli tasnif esasına göre yapılan bir seçim…

Buna rağmen demokrat partinin güçlü bir muhalefet partisi olarak TBMM’de yerini alması…

Bu tabanın tavana ilk ciddi direnişidir…

Dört yıl sonra yapılan seçimlerde Demokrat parti büyük bir çoğunlukla yönetime gelmiş olsa ve bunu on yıl süreyle devam ettirmiş olsa da…

O en şaşalı döneminde bile Demokrat Parti iktidar olamamıştır…

Çünkü burçların tamamı CHP’nin elindedir…

Düzenin/sistemin partisi ve sahibi olan CHP burçlardaki adamları vasıtasıyla yönetimdeki Demokrat Partiyi sürekli gözlemiş ve her zaman yönetimden bir adım önde olarak, sistem üzerindeki hâkimiyetini devam ettirmiştir.

Rahmetli Adnan Menderes’e “iktidar ateşten bir gömlekmiş” dedirten…

Süleyman Demirel gibi, şeytana pabucu ters giydirecek kadar şeytani zekâya sahip bir politikacıyı canından bezdiren ve nihayet CHP’nin kanadı altına girmeyi tercih ettiren…

Rahmetli Turgut Özal’a “idamlık ve bayramlık olarak” iki gömlek taşıttıran…

Rahmetli Necmeddin Erbakan’a bir yıllık iktidarında yapmadığını bırakmayan ve 1970 yılı Ocak ayında başlayan partileşme hayatında, partisini defalarca (Milli Nizam, Milli Selamet, Refah, Fazilet) kapattıran…

Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarına 2002’den bu tarafa akla gelmedik tezgâhlar, darbeler, komplolar düzenleyen CHP…

Bütün bunları elinde bulundurduğu burçları vasıtasıyla yapmıştır...

Türkiye’nin yeni Türkiye olabilmesi için öncelikle bu burçlara halkın iradesiyle seçilenlerin hâkim olması gerekir.

Bu mümkün müdür?

Elbet mümkündür!

Kolay mıdır?

Çok zordur!

Geriye dönüp baktığımızda, 2002’ye kadar kazanılanlarla birlikte, bugün halkın seçtiklerinin elinde kaç burç var?

AK Parti yönetiminin burç kazanma yönünde yaptığı en önemli hamle…

_“Kötü komşu insanı ev sahibi yapar”, atasözümüz doğrultusunda, Kanadoğlu’nun da yardımıyla, Cumhurbaşkanının halk tarafında seçilmiş olmasıdır.

Bu önemli bir kazanımdır ve halkın seçtiği bir cumhurbaşkanlığı seçimini eski Türkiyecilerin kazanması mümkün değildir…

_Asker burcu Hilmi Özkök paşadan itibaren belli bir düzene girmiştir…

Fakat son beyanlarını dikkate aldığımızda, bu burca tam olarak güvenmenin doğru olmayacağını söylemek durumundayız…

_Yargı burcu, 1950 yılına kadar olan süredeki ve 27 Mayıs Mahkemelerindeki kadar kötü olmasa da…

Kötülüğün yaygın olması bakımından, 1961 yılından bu tarafa geçen 53 yıllık sürede, yargının bu kadar eski Türkiyecilerin elinde olduğu bir dönem olmamıştır.

Bir batı ülkesinde devletin tırını durdurup arayanların ve tırın içinde silah var diyen ana muhalefet partisi başkanının elini kolunu sallayarak dolaşması mümkün değildir.

Gerek tırı durdurup arayanlar, gerekse ana muhalefet partisinin başkanı demokratik bir batı ülkesinde çoktan divani harbe verilir, hükümlerini giyerler ve ölene kadar hapse mahkûm olurlardı…

Evet, yargı tam anlamıyla eski Türkiyecilerin elindedir ve halkın temsilcilerinin bu burcu yakın zamanda eski Türkiyecilerin elinden kurtarması mümkün değildir…

Belli ölçüde mesafe alınmış olsa da, finans, medya, sanat burcunda hâkimiyet hala eski Türkiyecilerindir.

Sayı bakımından üniversite burcu halkın temsilcilerinin elinde gibi gözükse de, keyfiyet olarak bu burç da hala eski Türkiyecilerin elindedir.

Odalar ve Borsalar birliği halkın seçtiklerinin yanında gibi gözükse de, esas olarak eski Türkiyecilerin yanındadır.

Çünkü finans dünyası eski Türkiyecidir…

Bürokrasinin tepe noktalarında halkın temsilcilerinin atadıkları olsa da, asıl iş yapma konumunda olanların yeni Türkiyeci olduğunu söyleyemeyiz…

İstihbarat burcunun tepe noktasında yeni Türkiyeci bir bürokrat olsa da, istihbarata hâkim olması sanırım zaman alacak…

Sonuç olarak:

Türkiye…

Hem ülke içindeki burçlarla gözetlenmekte…

Hem de ülke dışındaki eski Türkiyecileri des- tekleyen odaklar tarafından dinlenmektedir…

Yeni Türkiye elbet mümkündür…

Fakat sanıldığı kadar kolay değildir…

Bunu biraz kolaylaştırmak için yönetimdekilerin yapması gereken şey, ülkenin nimetlerinden eski Türkiyecileri de faydalandırmak ve böylece yeni Türkiye taraftarlarının sayısını artırmaktır.

Bizler düşen şey ise:

Yeni Türkiye konusunda yönetimdekilere yardımcı olmaktır…

Çünkü…

Eski Türkiye ile güçlü olamayız ve tarihi yürüyüşümüzü yapamayız…

Oysa bu yürüyüş fırsatını yakaladık gibi…

En azından düş ve hayal olarak…”

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Türkiye'de Anayasa Mahkemesi'ne Bireysel Başvuru...
Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Alparslan Altan, "Türkiye'de olan iyi şeylerden birisi de AHİM'e gitmeden...

Haberi Oku